Yalnız Gezegen

welcome

Siz Buraya Daha Önce De Gelmiştiniz. Tabii Gelmiştiniz Ya... Tabii. Ben Gördüğüm Yüzü Asla Unutmam. Buraya Gelin De Elinizi Sıkayım! Bir Şey Söyleyeyim Mi? Sizin Yüzünüzü Bile Görmeden, Yürüyüşünüzden Tanıdım. Castle Rock'a Dönmek Için Bundan Daha Iyi Bir Gün Seçemezdiniz.

Duru Bir Gerçek


Ben Ankara'nın bir kış gününde gözlerimi açtığımdan beri yirmi sene geçmiş. İki haneli sayılara geçtiğim zamandan bu yana bile on yıl olmuş düşünsene. Yirmi yıldır oksijen solumuşum, yirmi yıldır her sabah uyanmışım. Bu yirmi yıl süre içinde bir sürü kitap okudum ben, bir sürü film seyrettim. O kadar şarkı dinledim ki, sayısını bilmiyorum. Sahi kaç şarkı dinlemişimdir acaba hayatımda? Çok fazla. Okuduğum kitaplarda, izlediğim filmlerde ve dinlediğim şarkılarda hep birbirini seven insanlar oldu. Yani birini seven ilk insan ben değilim.

Beni birini seven değer insanlardan farklı kılan ne? Beni diğer insanlardan farklı kılan tek şey; benim seni seviyor olmam. Onun dışında gayet sıradan bir sevgi benimkisi de. Hücrelerimden hızla geçen bir sıcaklık, damarlarıma oradan da bütün vücuduma yayılıyor. Bazen çocuk gibi oluyorsun. O zaman şefkat duyuyorum sana. Bazen o denli büyüyorsun ki, kendimi beş yaşımda gibi hissediyorum. Sözlerini dinliyorum, seni anlamaya çalışıyorum. Sözlerin bazen temel anlamlarının dışına çıkıyorlar. Ağzından çıkan sözcüklerin bile bundan haberi yok. Onlar bazen "güven", bazen "huzur" oluyorlar.

Seni göreceğimi bildiğim sabahlara nasıl istekle uyandığımı bilemezsin. Pencereden baktığımda dışarıda kar yağıyorsa aklıma sen geliyorsun ve elini tutup yürüyebiliyorsam bu şehrin soğuğunu seviyorum. Kar tanelerinin saçlarımızda erimesi ne güzel bir his öyle. Karlar eridikten sonra şehrimi kaplayan karaktersiz çamur bile moralimi bozmuyor. Bahar gelince ne güzel oluyor Ankara. Seninleyken güneşin doğmasıyla coğrafya bilgilerimi hiç ilişkilendiremiyorum ki. Sarı gölgeler düşürüyor esmer yüzüne güneş ve ben onları izliyorum.

Seninle geçirdiğim her günden sonra eve döndüğümde ben yaşadığım sürece böyle kalmanı, hep şimdi olduğun gibi olmanı ve beni hep şimdi sevdiğin gibi sevmeni diliyorum. Çok acayip değil mi birbirinden bu denli iki farklı insanın yollarının böyle kesişmesi? Milyarlarca insan var dünyada ve biz birbirimize rastlıyoruz. Dedim ya orijinal bir şey değil bu. Herkes birbirini seviyor. Biz de dünya üstündeki milyonlarca çiftten yalnızca birisiyiz. Koskoca bir evrendeki mavi bir gezegende kesişmiş iki doğru, birbirine dolanmış iki eğriyiz.

Şimdi ben... Ben seni seviyorum. Biliyorum, ilk kez duymadın bunu. Bunu yazmak, söylemek o kadar kolay ki. Herkes söyleyebilir. Biliyorum. Ama ben sadece duru bir şekilde söylüyorum; seni seviyorum.